Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vicdani
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vicdanla ilgili olan, vicdana dayanan

Örnek:

1. Tabir caizse, yalanın böylesi vicdani bir suç değildir.

1. Tabir caizse, yalanın böylesi vicdani bir suç değildir.


Lisan : Arapça vicdānī

Telaffuz : vicda:ni:

vicdanlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vicdanı olan

Örnek:

1. Vicdanlı politikacının görevi toplumu, asıl gitmeleri gereken yöne sevk etmek için çalışmakatır.

1. Vicdanlı politikacının görevi toplumu, asıl gitmeleri gereken yöne sevk etmek için çalışmakatır.


vicdanlılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vicdanlı olma durumu


vicdansız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vicdanı olmayan


vicdansızca
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vicdansıza yakışan

Örnek:

1. Siz bugüne kadar zevcenizin vicdansızca ve aleni hıyanetine, edepsizliğine tahammül ettiniz.

1. Siz bugüne kadar zevcenizin vicdansızca ve aleni hıyanetine, edepsizliğine tahammül ettiniz.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , (vicdansı'zca) Vicdansız bir biçimde, vicdansızcasına


vicdansızcasına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Vicdansızca


Telaffuz : vicdansı'zcasına

vicdansızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vicdansız olma durumu

2. Vicdansızca davranış


vıcık

İlgili Kelimeler:

vıcık vıcık

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış


vıcık vıcık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kıvamı çok gevşemiş, yumuşamış, sulu

Örnek:

1. Pençesiz pabuçların içinde vıcık vıcık olmuş çoraplar.

1. Pençesiz pabuçların içinde vıcık vıcık olmuş çoraplar.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Ciddi olmayan, özden yoksun olan, değersiz


vıcıklama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vıcıklamak işi


vıcıklamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Sulu veya yumuşak şeyleri avuç içinde ezmek, vıcık duruma getirmek


vıcıklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vıcık olma durumu


vıcır vıcır
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Vıcırdaşarak


vıcırdama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vıcırdamak işi


vıcırdamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Serçe gibi kuşlar ötmek

2. Böcek kıvıl kıvıl oynaşmak, hareket etmek

Örnek:

1. İçeride aynanın önünde kavanozda vıcırdayan sülük sürüsünü seyredersiniz.

1. İçeride aynanın önünde kavanozda vıcırdayan sülük sürüsünü seyredersiniz.


vıcırdaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vıcırdaşmak işi


vıcırdaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Hep birlikte vıcırdamak


vida

İlgili Kelimeler:

piston vida, zıvanalı vida

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi


Lisan : İtalyanca vite

Telaffuz : vi'da

vidala
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi


Lisan : İtalyanca vitello

Telaffuz : vida'la

vidalama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vidalamak işi


vidalamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Vida ile tutturmak


vidalanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vidalanmak işi


vidalanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vidalama işine konu olmak


vidaları gevşemek
Anlamı:

1. argo , argo , argo , argo , kendini tutamayıp çok gülmek


vidalı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vidası olan

2. Vida ile tutturulmuş